İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - THE RISING

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 87
31
Haberler / İnşaat'ta İş Kazası Riski 4.6
« : 17 Nisan 2014, 19:08:19 »
 
Ülkemizdeki iş kazalarında 4,6 ile inşaat Sektörü 4. sırada yer alıyor!
 
Ülkemizde ise her gün 176 iş kazası olmakta, 3 işçi yaşamını kaybetmekte ve 5 kişi iş kazası sonucu iş göremez hale geliyor.
Plato Meslek Yüksek Okulu İş Sağlığı ve İş Güvenliği Bölüm Başkanı Öğretim Görevlisi Demet Parlak Poyraz  Türkiye’de, her altı dakikada bir iş kazasının meydana geldiğini söyledi.
 
4,6 ile İnşaat Sektörü  4. sırada yer alıyor!

Plato Meslek Yüksek Okulu İş Sağlığı ve İş Güvenliği Bölüm Başkanı Öğretim Görevlisi Demet Parlak Poyraz’ın verdiği bilgiye göre iş kazası geçirenlerin sektörel dağılımına bakıldığında ilk sırayı madencilik ve taşocaklığı alıyor. Bu sektörü yüzde 7,7 ile elektrik, gaz ve su sektörü izliyor. Bu iki sektörü, yüzde 5,2 ile imalat sektörü, yüzde 4,6 ile inşaat sektörü ve  yüzde 3,7 ile taşımacılık, haberleşme ve depolama sektörü izliyor.
 
Geçen yıl 1.700 kişi iş kazalarında hayatını kaybetti!
 
Plato Meslek Yüksek Okulu İş Sağlığı ve İş Güvenliği Bölüm Başkanı Öğretim Görevlisi Demet Parlak Poyraz geçtiğimiz yıl Türkiye’de 74 bin 871 iş kazası yaşandığını ve bu iş kazalarında bin 700 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.
 
 2 bin 36 kişi iş kazası sonucu, 2 bin 73 kişi de mesleki hastalığı sonucu iş göremez hale geldiğini belirten Plato Meslek Yüksek Okulu İş Sağlığı ve İş Güvenliği Bölüm Başkanı Öğretim Görevlisi Demet Parlak Poyraz;  “ 506 sayılı kanunda yer alan 'bir sigortalı yüzde 25’in üzerinde sürekli iş göremez duruma gelirse ona bağlanacak gelir, asgari ücretin yüzde 70’inin altına düşemez' alt sınırının 2008 yılında uygulamaya konan 5510 sayılı kanunda olmaması, çok ciddi mağduriyetlere neden olmaktadır. İş kazası sonucu aynı iş göremezlik oranına sahip olan bir kişi eski uygulama ile 800 TL, yeni uygulama ile 150 TL aylık alabilmekte, bu durum da SGK’ya olan güveni sarsmaktadır.” dedi
 
İş kazalarındaki ağır kusur ve yüzde 5’lik kusur indirimi uygulamasının da mağduriyetlerde önemli rol oynadığına dikkat çeken Plato Meslek Yüksek Okulu İş Sağlığı ve İş Güvenliği Bölüm Başkanı Öğretim Görevlisi Demet Parlak Poyraz;  , devletin engellilere bağladığı aylıkların, SGK’nın iş göremez duruma gelen kişilere bağladığı aylıklardan fazla olmasının tabloyu daha da kötümser bir hale getirdiğini söyledi. Avcı, bu durumdaki sigortalıların, SGK’nın bağladığı düşük gelir yüzünden daha fazla olan sosyal yardımlara da başvuramadığını hatırlattı.
 
Dünyada her dakika ise 4 işçi, iş kaynaklı hastalık veya kazalardan dolayı hayatını kaybediyor!
 
Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO)  2013 Yılı İşçi Görünümü Raporu'na göre; dünyada; 1,1 milyar işçi günlük 4 dolara çalışırken 50 milyon kadın ev işçiliği yapıyor. Ayrıca, dünyada çalışan çocuk işçi sayısı 168 milyon olarak açıklanırken 232 milyon kişi ise memleket ve ülkelerini terk etmiş göçmen işçi olarak çalışıyor. Her dakika ise 4 işçi, iş kaynaklı hastalık veya kazalardan dolayı hayatını kaybediyor.
 
• Kriz öncesi tahminlere göre dünyada her 15 saniyede bir işçi, iş kazaları veya meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
 
• Her gün yaklaşık 6 bin 300 kişi iş kazası veya meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Her yıl yaklaşık olarak 360 bin kişi iş kazası, 1 milyon 950 bin kişi ise meslek hastalıklarından dolayı yaşamını yitirmektedir.
 
• Her yıl 270 milyon iş kazası meydana gelmekte ve 160 milyon kişi meslek hastalıklarına yakalanmaktadır.
 
• Her yıl, çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerde, zehirli maddelerden dolayı 651 bin işçi yaşamını yitirmekte ve dünyada meydana gelen cilt kanseri hastalıklarının % 10?unun iş yerlerinde zehirli maddelerle temas yüzündenoluştuğu belirtilmektedir. ILO?ya göre bildirim ve kayıt sistemindeki eksiklikler nedeniyle çoğu ülke için gerçek rakamların daha yüksek olması kaçınılmazdır.
 
• Her yıl asbest yüzünden 100 bin kişinin yaşamını yitirdiği tahmin edilmektedir. Üstelik dünyada asbest üretimi 1970?lerden bugüne sürekli azalmasına rağmen, geçmiş dönemde temasta bulunanlar için risk hala devam emektedir.
 
• Her yıl silis tozundan kaynaklanan ve ölümcül bir akciğer hastalığı olan silikozis, on milyonlarca insanın hayatını etkilemektedir. Latin Amerika’da maden işçilerinin % 37?si bu hastalığa yakalanmıştır. Bu oran 50 yaşın üzerindeki işçilerde % 50?ye yükselmektedir. Hindistan’da taş kalem işçilerinin % 50?si ve taş kırma işçilerinin % 36?sı bu hastalığa yakalanmış durumdadır.
 
• ILO?ya göre tüm dünyada istihdam açısından önemli bir yer tutan inşaat sektöründe oldukça yüksek sayılarda iş kazası yaşanmaktadır. Sektörde mekanizasyon artmasına karşın el emeği hala büyük bir rol oynamaktadır. ILO rakamlarına göre tüm dünyada inşaat sektöründe her yıl 60.000 ölümcül kaza yaşanmakta ve buna göre her 10 dakikada bir kişi bu şekilde iş kazası sonucu yaşamını yitirmektedir.
 
KAYNAK: Milliyet

32
Haberler / Engellilere özel bir ayrıcalık
« : 17 Nisan 2014, 19:06:55 »
 
Engelliler, emekli olduktan sonra çalışsalar dahi birden fazla konutları olmadığı takdirde, emlak vergisi ödemezler.
 
EMLAK Vergisi uygulamasında, engellilerin durumu farklı. Engelliler, emekli olduktan sonra çalışsalar dahi birden fazla konutları olmadığı takdirde, emlak vergisi ödemezler. Engelli bir kişinin brüt 160 m2 bir evi ve kira aldığı 10 dükkanı dahi olsa, konutu için emlak vergisi ödemez. Dükkânlar için öder. Engelli, evini kiraya verip kendisi yakınlarının yanında otursa dahi bir evi için Emlak Vergisi ödemez (GİB. Denizli VD.Bşk., 06.12.2012 tarih ve 15.01-175-517 sayılı özelge).
 
EVİ OLAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİNE EMLAK VERGİSİ YOK

Öğrenciler de hiç bir geliri olmayanlar sınıfına dahil oldukları için 200 m2 yi aşmayan bir evleri varsa, emlak vergisi ödemezler.
ÖRNEK: Atılım Üniversitesi›nde öğrenci olan Arda›ya, babasından 140 m2 bir ev miras kalmıştır. Arda bu evde annesi ile birlikte oturmaktadır.
Arda, üniversite öğrencisi olduğu için geliri yoktur. Evi de 200 m2 ‘nin altında olduğundan, emlak vergisi ödemeyecektir.
 
KOCASINDAN HARÇLIK ALAN FATMA HANIM’A “GELİRİ VAR” DENİLEMEYECEĞİ

Emlak vergisi uygulaması bakımından ev hanımları, hiç bir geliri olmayanlar sınıfına dahil edilir. Brüt alanı 200m2 ‘yi aşmayan bir evi varsa emlak vergisi ödemez.
Bu nedenle, Fatma Hanım’ın eşinin çalışması ve mutfak masrafı, evin diğer ihtiyaçları ve alış veriş yapması için ona düzenli olarak para vermesi, Fatma Hanım’ın “geliri olduğu” anlamına gelmez (Maliye Bakanlığı GİB İstanbul Vergi D. Bşk.’nın 22.3.2011 tarih ve 006.01-185 sayılı özelgesi ile yapılan açıklama da bu yöndedir).
 
SIFIR ORANLI EMLAK VERGİSİ İÇİN “EVDE BİZZAT OTURMA” ŞARTI VAR MI?

İndirimli emlak vergisi uygulamasından yararlanabilmek için konutta “bizzat oturma” koşulu aranmıyor.
Bu nedenle, sahip olduğu tek konutu kiraya verip, başka bir konutta kira ile oturanlar da diğer koşulları taşımaları halinde, emlak vergisi ödemezler (GİB Ank.VD.Bşk., 14.03.2012 tarih ve 175-1-358 sayılı özelge).
Konuyla ilgili olarak, Maliye Bakanlığı tebliğ ile;
“indirimli vergi oranının uygulanması için konutta “bizzat oturma” koşulu aranmamaktadır. Bu nedenle, sahip oldukları tek konutu kiraya verip, kirada oturanlar da şartları taşımaları kaydıyla, indirimli vergi oranından yararlanabilirler” şeklinde açıklama yapmıştır (Bkz. 31 Aralık 2003 tarih ve 25333 sayılı üçüncü mükerrer baskı Resmi Gazete’de yayınlanan 38 Seri No.lu Emlak Vergisi Genel Tebliği I-3/a bölümü).
 
İKİ MAAŞ ALAN VELİ DAYI

Veli Dayı, 10 yıldır emekli maaşı alıyor. Geçen yıl karısı Fatma Teyze, vefat edince, kendi maaşının yanı sıra, Fatma Teyze’nin maaşının yarısı kadar “dul aylığı” almaya başlamış. Veli Dayı, iki ayrı maaş almasına rağmen 120 m2’lik evi için emlak vergisi ödemeyecek (Maliye B. Özelgesi, 17 Temmuz 2012 tarih ve 8-2012/1-686 sayılı).
 
BİR EV BİR DE DEVRE MÜLK HİSSESİ 

Emeklinin, ikamet ettiği konutu dışında, devre mülke hisseli olarak malik olması durumunda, sıfır oranlı emlak vergisi uygulamasından yararlanması söz konusu olamaz (GİB. İzmir Vergi D.Bşk., 27.07.2010 tarih ve GİB.4.35.17.02-032-74 sayılı özelgesi).
 
EMEKLİNİN KENDİ EVİNİ KİRAYAVERİP EŞİNİN EVİNDE OTURMASI
Emeklinin, kendisine ait evi kiraya verip, eşine ait evde oturması halinde, indirimli emlak vergisi oranından yararlanması mümkün değildir (GİB. İst.VD.Bşk., 11.04.2011 tarih ve 34.18.01-006.01-265 sayılı özelge).
 
EVİNİ KİRAYA VERİP BABASININ EVİNDE OTURAN İŞSİZ
Tek evini kiraya verip, babasının evinde oturan işsizler ya da tek evini kiraya verip oğlu veya kızının evinde oturan emekliler, sıfır oranlı emlak vergisinden yararlanamazlar. Emlak vergisi ödemeleri gerekir (GİB İst.VD.Bşk., 6.4.2011 tarih ve 006.01-245 sayılı).
 
İŞYERİ OLARAK KİRAYA VERİLEN MESKEN

Konut olarak kayıtlı olan taşınmazın (eşe dahi olsa) kiraya verilmesi durumunda, sıfır oranlı emlak vergisinden yararlanılmaz (GİB İst.VD. Bşk, 08.09.2011 tarih ve 18.01-006.01-1538 sayılı).
 
YURT DIŞINDA EMEKLİ OLANLAR
Yurt dışındaki bir sosyal güvenlik kurumundan aylık alanlar, Türkiye’de bir konutları dahi olsa, emlak vergisi ödemeyecekler (GİB. Mersin VD Bşk., 22.03.2013 tarih ve 175.01.31 sayılı).
 
KAYNAK: Hürriyet
 KAYNAK:insaatyatirim.com
 

33
Haberler / Çatı katları gözde yaşam alanları oluyor
« : 17 Nisan 2014, 19:04:37 »
Ytong Çatı Plağı ile tavan arası diye olarak tabir edilen atıl alanlar, konforlu birer yaşam alanına dönüşüyor.
 
Ytong Çatı Plağı tavan aranızı bir kullanım alanına dönüştürürken, özellikle tonoz tipi çatılarda eğim sorununu ortadan kaldırarak çatı katlarının rahatlıkla dekore edilmesini sağlıyor.
 
Eskiden beri süre gelen kötü izlenimine rağmen çatı katlarında yaşamak her zaman sevimli ve çekici olmuştur. Son zamanlarda çatı katlarının yeniden keşfedilmesiyle birlikte yıllarca uygun şartlar yaratılmadığı için depo ve ardiye olarak kullanılan bu atıl alanlar değerli yaşam alanları olarak yapılara kazandırılmaya başlanıyor. Özellikle ısı yalıtımı, eğimli ve dar mimari gibi sorunlara çözüm bulunması gereken bu süreçte Ytong, çatı sistemlerinde geleceği yakalayan çözümleri sektörle buluşturarak çatıların yaşam alanları olarak yapılara kazandırılmasında önemli bir rol oynuyor.
 
Düz bir çatı yüzeyi elde edebilmesine olanak sağlayarak üzerine yapılacak örtü sistemleri için kusursuz bir zemin oluşturan Ytong Çatı Plağı, genellikle ürün ve uygulamadan kaynaklı sorunlar sebebiyle kullanılamayan çatı altlarını, konforlu bir yaşam alanı olarak yapıya kazandırıyor. Özellikle klasik yöntemlerle yapımı oldukça zor olan, Ytong Çatı Plakları ile kısa sürede ve sorunsuzca hayata geçirilebilen "tonoz" çatılar; tavan eğimi gibi sorunların aşılmasına yardımcı olarak, çatı katlarının rahatlıkla dekore edilmesini mümkün kılıyor.
 
Sağladığı ısı yalıtımı özelliği ile çatılarda her mevsim dengeli bir ortam sıcaklığı sunan Ytong Çatı Plağı, aynı zamanda önemli miktarda yakıt ve enerji tasarrufu sağlıyor. Dengeli, sağlıklı ve konforlu bir iç ortam yaratan Ytong, yanmaz yapısı sayesinde özellikle çatılardan hızla yayılan yangın tehlikesine karşı binalar için koruyucu kalkan görevi görüyor. Çatıları yaşam alanlarına dönüştüren Ytong, rüzgar ve hava sızdırmayan yapısı, ses yalıtımında sağladığı üstün performans ile huzurlu bir ortam için en ideal şartları sunuyor.
      KAYNAK:.hurriyetemlak.com

34
Anadolu Üniversitesi (AÜ) Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümündeki öğretim üyelerince tasarımı tamamlanıp test aşamasına geçilen "Sensörlü baret" ile inşaat sektöründe meydana gelen ve çoğu zaman ölümle sonuçlanan kazaların önüne geçilmesi planlanıyor.
 
Proje koordinatörlerinden Yrd. Doç. Dr. Serkan Kıvrak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projeyi Doç. Dr. Gökhan Arslan ile yürüttüklerini ve bununla ilgili Türkiye'deki büyük inşaat firmalarıyla ortak çalıştıklarını kaydetti.
 
Kıvrak, bugüne kadar iş güvenliği eğitimlerini iyileştirmek için 3 çalıştay düzenlediklerini ve 1 AB projesi tamamladıklarını anlattı.
 
İş güvenliğinde otomasyona yönelik çalışmalar da yaptıklarını belirten Kıvrak, şöyle konuştu:
 
"Şantiyeler, birçok insanın bir arada çalıştığı çok tehlikeli bölgeler. İnşaat şantiyelerinde 'kör noktalar' diye tabir ettiğimiz bazı yerler var. Örneğin, merpen boşlukları. Kör noktadan kaynaklanan ve birçoğu ölümle sonuçlanan kazalar meydana geliyor. 'Bunun önüne nasıl geçebiliriz' diye çalışma başlattık ve bir sistem geliştirmeye çalıştık."
 
İnşaat sektörünün teknolojiye adapte olmak zorunda olduğuna değinen Kıvrak, şunları bildirdi:
 
"Bu sistemde işçilerin kullandığı baretin üstüne bir yazılım ve bir sensör yerleştirmek vasıtasıyla o kör noktalardan oluşabilecek tehlikeleri engellemeye çalıştık. Bu sistem şöyle çalışıyor, işçinin kullandığı barette ve tehlikeli bölgede sinyal alan sensörler olacak. İşçi tehlikeli bölgeye yaklaştığında baretin üzerinden bir sinyal alacak, yaklaştıkça da sinyal aratacak. Dolayısıyla işçi bir şekilde o bölgeye yaklaştığının farkına varıyor ve o bölgeden bir şekilde uzaklaşması sağlanıyor."
 
 
-"2015 yılının sonunda hayata geçirilecek"
 
Bu sistemin ekipmanlar üzerinde de kullanılabileceğini ifade eden Kıvrak, şöyle devam etti:
 
"Ekipmanın üzerine bir sensör koyduğunuzda ekipman ile işçi arasındaki güvenli mesafeyi korumak amacıyla her ikisine de sinyal yollanıyor. Dolayısıyla hem işçi kendini güvence altına alıyor hem de ekipmanı kullanan operatör bir işçiye ya da tehlikeli bölgeye yaklaştığının farkına varıyor."
 
Kıvrak, baretin tasarım işleminin tamamlandığını anlatarak, "Baret, şu anda tasarlanmış vaziyette ancak test aşaması devam ediyor. Bize destek olan inşaat sektöründeki büyük firmalarda bunu test ediyoruz. Projeyi 2015 yılının sonunda hayata geçirmiş olacağız" diye konuştu.   
KAYNAK:milliyetemlak.com

35
Toughpad 4K UT-MA6, tasarımcıların ve mühendislerin iş yapış şekillerini değiştirmek için özel olarak tasarlandı. Standart model UT-MB5’e* kıyasla daha güçlü bir versiyon olan Panasonic Toughpad 4K UT-MA6 performans modeli, temmuz ayından itibaren satışta olacak.
 
Tasarımcılar ve mühendislere özel 4K tablet
Panasonic Toughpad 4K UT-MA6 performans modeli, “hepsi bir arada” tarzı bir bilgi işlem cihazı olarak otomotiv, inşaat ve planlama alanında çalışan mühendis ve tasarımcılar için tasarlandı.
Toughpad 4K UT-MA6’nın özellikleri arasında 2,1GHz çalışma hızına sahip, güçlü Intel® CoreTM i7 vProTM işlemci, NVIDIA® Quadro®  ekran kartı, 16 GB RAM ve hassas CAD ve 3D modelleme uygulamalarının kolaylıkla yapılabilmesini sağlayan endüstri standardı Open GL’e tam destek yer alıyor.
Dassault Systemes Yüksek Teknolojili Endüstriyel Çözüm Deneyimi Müdürü Vincent Merlino, Panasonic Toughpad 4K performans modeli hakkında şunları söylüyor:  “20 inç 4K tabletin performans modeli hem mühendisler hem de tasarımcılar açısından donanımlar temel alındığında geleceğe yönelik çok önemli bir adım. Model, kullanıcıların 3DEXPERIENCE platformumuzu iş yerinde, yolda ya da müşterilerinin yanında olabilecek en verimli şekilde kullanabilmelerini sağlıyor.”
Panasonic Bilgisayar Ürün Çözümleri Pazarlama Genel Müdürü Jan Kaempfer ise şunları söylüyor: “Benzersiz görüntü kalitesi, performans ve mobilitenin birleşimi, Toughpad 4K UT-MA6 performans modelinin mühendis ve tasarımcıların çalışma şekillerini kökten değiştirmesini sağlıyor. Bu cihaz sayesinde profesyoneller daha yaratıcı, daha mobil ve tüm süreçler boyunca daha işbirliğine yatkın olabilecekler.”
Performans modeli büyük veri dosyalarının hızlı aktarımı ve cihazın ekranlara ve projeksiyon cihazlarına kolayca bağlanabilmesi için standart olarak dahili Ethernet LAN ve Mini DisplayPortTM ile birlikte geliyor.
5 megapiksel arka panel kamerası tasarımcıların ve mühendislerin zenginleştirilmiş gerçekliği pratik gerçekliğe dönüştürmelerine yardımcı oluyor. 0,9 megapiksellik ön panel kamerası ile profesyoneller dünyanın her yanındaki müşterileri ile video konferansı gerçekleştirebiliyorlar.
HD’den dört kat daha iyi (3840 x 2560 piksel) dijital görüntüleme deneyimi sunan Toughpad 4K UT-MA6 bir tasarımcı ya da mühendisin çalışmalarının en küçük ayrıntılarına kadar zoom yapabilmesine olanak tanıyor. 15:10 en/boy oranı sayesinde, A3 bir doküman ekranın yüzde 95’ine sığabiliyor**. Böylelikle tüm dokümanlar neredeyse tam boyutlarında sergilenebiliyor.  20 inç boyutundaki tablet büyük boyutuna rağmen yalnızca 2,54 kg ağırlığı ve 12,5mm kalınlığıyla profesyonellerin çalışmalarını diledikleri yere taşıyabilmelerini sağlıyor.
 
Benzersiz Panasonic Elektronik Dokunmatik Kalem***
Panasonic’in yeni tableti, son derece sezgisel bir kullanım sunan ve serbest skeç çizimi, not alma ya da el yazısı uygulamaları için kullanıcıya sanki kağıda yazıyormuş hissi veren yeni Panasonic Elektronik Dokunmatik Kalem* ile birlikte kullanılabiliyor. Kalem, ekrandaki her bir pikseli ayrı ayrı okumak için kızılötesi sinyaller kullanıyor ve piksellerle tablet arasındaki iletişimi Bluetooth üzerinden sağlıyor. Bu özellikleriyle piyasadaki diğer kapasitif yazma tablalarından ayrılıyor. Kalemi son derece keskin yapan ise tablet ekranındaki her bir pikseli ayrı ayrı tanıyabilme becerisi. Kalem böylelikle hareketlenme eğimlerini tanıyor, kaydediyor ve basıncın 2048 seviyesini yorumlayabiliyor. Bunun sonucunda da çizimler ve el yazıları en küçük ayrıntılarına kadar görülebiliyor.
 
En son işletim sistemi
Toughpad 4K UT-MA6, Windows 8.1 Pro yüklenmiş olarak geliyor. Böylelikle cihaz geleceği bugünden yaşatıyor, mühendislerin ve tasarımcıların, Windows 8.1 işletim sisteminin sunduğu işlevsellik ve avantajlardan faydalanabilmelerini sağlıyor. Modelin Windows 7’li versiyonu da bulunuyor. Microsoft’un, Windows XP desteğini uzatması ile birlikte en son Windows 8.1 ve 7 versiyonları donanımlarını yükseltmeyi amaçlayan tasarımcı ve mühendislere kolay bir geçiş süreci sunuyor.
 
Kurumsal uygulamalar için tasarlandı
Toughpad 4K UT-MA6, USB 3.0, SD kart yuvası, kulaklık jakı ve akıllı kart okuyucu gibi, kurumsal ortam için ideal pratiklikteki bir cihaz olmasını sağlayacak özelliklere sahip. Kızak*** ayrıca USB 3.0 x3, Ethernet LAN ve HDMI bağlantı olanağı da sunuyor. Tasarımcı ve mühendislerin seyahat halinde de bağlantılı kalabilmeleri için Bluetooth ve WLAN bağlantı seçenekleri de bulunuyor.
Panasonic’in Avrupa çapındaki dayanıklı mobil çözüm liderliğini yansıtan Toughpad 4K UT-MA6, kurumlara özel dayanıklılığa sahip bir ürün. Bunun anlamı da cihazın 76 cm yükseklikten düşmelere (çalışır durumdayken alt tarafı)*** dayanıklı olması. Ayrıca parlak görünümlü Cam Fiber şasi sayesinde model son derece şık görünüyor.
UT-MA6’nın işlevselliğini artıracak aksesuarlar arasında Elektronik Dokunmatik Kalem, masaüstü kullanım için kızak ve VESA kolu ve taşıma çantası için montaj plakası adaptörü yer alıyor.
* Performans modeli ile Standart model arasındaki farklar, CPU ve RAM özelliklerinin yanı sıra performans modelinde dahili
** Geleneksel 16:9 en-boy oranı dahilinde A3 bir doküman ekranın yalnızca yüzde 84’ünü doldurabilir.
*** Opsiyoneldir.
**** Panasonic fabrikasında test edilmiştir

36
ODTÜ Mühendislik Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dicleli, mevcut bina ve köprüleri deprem etkisine karşı koruyan bir cihaz geliştirdi. Dicleli, cihazın önemli yapıların korunmasında çözüm olacağını söyledi.

ODTÜ Mühendislik Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Dicleli, mevcut bina ve köprüleri deprem etkisine karşı koruyan 'Deprem Enerji Sönümleyici' cihazı geliştirdi. Cihaz için Dünya Patent Organizasyonu'ndan patent için teknik onay alındı.

Çelikten yapılan cihazın monte edildiği bina ve köprülerde, deprem enerjisi yapıyı ayakta tutan kolon, kiriş gibi esas yapı elemanları tarafından değil, damperler tarafından emiliyor ve böylece yapının yıkılması engelleniyor.

'Deprem Enerji Sönümleyici' isimli buluş, ODTÜ'deki araştırmalardan ticari hale dönüştürülen ilk araştırma ürünleri arasında yer alıyor. Buluş için ana konusu yapı malzemeleri olan Alman Maurer Söhne GmbH&Co. KG firması ile lisans anlaşması yapıldı.

Yapılarda oluşacak hasar ve buna bağlı can kaybının, yapının temelden ayrılarak temel ile yapı arasına kayıcı yüzeyler ile birlikte monte edilen ve damper olarak adlandırılan cihaz tarafından önlenebileceğini belirten Dicleli, "Bu damperlerin monte edildiği yapılarda, deprem enerjisi yapıyı ayakta tutan kolon, kiriş gibi esas yapı elemanları tarafından değil, deprem etkisi altında temel seviyesinde ötelenen damperler tarafından emilir ve yapının hasar görmesi engellenir. Başka bir deyişle hasar yapıda değil damperlerde meydana gelir" dedi.

Damper nasıl çalışıyor
Dicleli, 'MRSD' adı verilen damperin deprem enerjisini sönümlemek üzere üç yıllık aralıksız bir bilimsel çalışma sonucunda geliştirildiğini de anlattı:

"Damper, üstte ray sistemi ve altta enerji emici sistem olmak üzere iki ana kısımdan oluşuyor. Enerji emici sistem, sekiz çelik silindirden oluşuyor. Çelik silindirler altta bir bağlantı plakasına sabitleniyor, üstte ise sekiz çelik kol ve bu kollara bağlı kayıcılar vasıtasıyla ray sisteminin içerisine oturuyor.

Ray sistemi, bina ve köprülerde üst yapıya, enerji emici sistem ise binalarda temele, köprülerde ise ayaklar üzerine monte ediliyor. Deprem sarsıntısı esnasında ray sistemi ve enerji emici sistem arasında oluşan göreli yatay ötelemeler nedeniyle enerji emici silindirler çelik kolların hareket etmesiyle birlikte dönerek enerji emer ve yapı elemanlarında oluşacak hasarı sınırlıyor. Başka bir deyişle, hasar binada değil enerji emici silindirlerde oluşuyor."

Prof. Dr. Dicleli, damperlerin Japonya, Yeni Zelanda ve ABD'de 1970'li yıllardan beri yaygın şekilde kullanıldığını dile getirerek, çelikten imal edilen damperin ise piyasada pazarlanan teflon alaşımlı kayıcı malzemelerden ve lastikten yapılmış yabancı kaynaklı bu ürünlere kıyasla çok daha iyi bir performansa sahip olduğunu belirtti.

Cihazın mevcut teknolojilerin aksine çevre faktörlerinden etkilenmediğini, bu nedenle çok sıcak ya da soğuk iklimde yüksek performansla çalıştığını anlatan Dicleli, ayrıca çelikten imal edildiği için aşınma göstermediğini söyledi.

Mevcut teknolojide 25-50 yıl
Dicleli, damperlerin servis ömrünün mevcut teknolojilerde 25-50 yıl arasında değişirken, yeni teknolojilerinde 125 yıl olduğunu belirtti.

Teknolojilerinin daha çok hastane, bilgisayar ekipmanlarının bulunduğu önemli yapılar, data merkezleri, askeri ve devlet yapıları, müzeler gibi önemli yapılarda binanın temeline basit kayıcı mesnetlerle birlikte yerleştirilebileceğini söyleyen Dicleli; teknolojinin henüz apartmanlara ve küçük evlere temel seviyesinde koymak için ekonomik olmadığını ancak cihazın diğer bir versiyonunun bu tür binalarda yapısal çerçeve sistemine yerleştirilebileceğini de dile getirdi.

Cihazın Münih Askeri Üniversitesi'ndeki testleri başarıyla geçtiğini belirterek "Testlerimiz tamamlandıktan sonra cihaz tamamen ticari hale gelebilecek" diyen Dicleli; Dünya Patent Organizasyonu'ndan patent onayını elde ettiklerini ifade etti. Prof. Dr. Dicleli; ABD, Avrupa, Çin, Japonya, Hindistan ve Rusya'dan patent alma girişimlerine ODTÜ Teknokent aracılığıyla başladıklarını da sözlerine ekledi.
   
Kaynak : Ntvmsnbc

37
Haberler / 'Gayrimenkul Bilgi Merkezi' kurulacak
« : 05 Nisan 2014, 22:25:52 »
Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği'nin statüsünde değişiklik yapan karar Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Statü değişikliğine göre Birlik, sektöre yönelik istatistiki verileri derleyip kamuoyuyla paylaşacak 'Gayrimenkul Bilgi Merkezi' kuracak.
 
Konu ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz Birlik Başkanı Bekir Yener Yıldırım, eskiden de istatistiki verileri yayınladıklarını belirterek şöyle konuştu:
Şirketler de üye olacak  "Yılda 700'e yakın rapor yayınlıyoruz
Bundan soma bu bilgileri bir çatı altmda toplayacağız. Burada bölge ve mahalle bazmda verilere ulaşılabilecek" dedi. Yeni statüdeki en önemli değişiklik ise değerleme şirketlerinin de birliğe üye kaydedilmesi zorunluluğu oldu.  Değerleme şirketlerinin yanlış değerleme ya da hizmet verdiği şirketin taleplerine göre değerleme yapması konusunda yaptırımları olacak mı sorusuna Yener, "Daha önce sektörde az da olsa yaşanan yanlışlıkların faturası değerleme uzmanlarına kesiliyordu. Çünkü şirketler üyemiz değildi. Ama bundan somaki dönemde şirketler de üyemiz olacak. Olası bir sorunda şirketlere de gerekli cezai uygulamalar yapılabilecek" bilgisini verdi.
 
Statü değişikliği ile birlikte, SPK tarafından birliğe 2 adet bağımsız üye de atanacak.  Birlik değerleme standartlarına ilişkin de bir kitapçık hazırladı. 500 sayfadan oluşan kitapçıkta, konut değerlemesi, alışveriş merkezi değerlemesi, bağımsız birim değerlerıesi gibi birçok alanda yapılacak değerlemede standart belirlendi. Belirlenen standartların  kentsel dönüşümde de kafa karışıklığını ortadan kaldıracağına dikkat çekildi.
 
KAYNAK: Bugün Gazetesi 
KAYNAK:insaatyatirim.com

38
Haberler / İnşaat sektöründe ciro ve üretim azaldı
« : 05 Nisan 2014, 22:23:58 »
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış inşaat ciro endeksi, geçen yılın 4.  çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,4, inşaat üretim endeksi de yüzde 1,2 azaldı.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 yılının 4. çeyreğine ilişkin "İnşaat Ciro ve Üretim Endeksleri" verilerini açıkladı. Buna göre, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış inşaat ciro endeksi 2013 yılının 4. çeyreğinde, bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,4 azalış kaydetti. Takvim etkilerinden arındırılmış inşaat ciro endeksi de bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 0,9 azalırken, 2013 yılında ise bir önceki yıla göre yüzde 10,9 arttı.
 
İnşaat sektöründe üretim yüzde 1,2 azaldı
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış inşaat üretim endeksi geçen yılın 4. çeyreğinde bir önceki çeyreğe oranla yüzde 1,2 azalış gösterdi. Takvim etkilerinden arındırılmış inşaat üretim endeksi ise 2012 yılının aynı çeyreğine göre yüzde 7, 2013 yılında, 2012'e göre ise yüzde 7,5 arttı.
 
KAYNAK: İnşaat&Yatırım
KAYNAK:insaatyatirim.com

39
Gayrimenkul sektörüne hareket katan kentsel dönüşüm sektöre hareket katarken, aynı zamanda dönüşümün yapıldığı bölgelerdeki eski yapıların fiyatını da artırdı. Dönüşümün yoğunlaştığı bölgelerde ev sahipleri değer artışını satıp çıkarak değerlendirmek yerine, yenilemeye yöneldi. Özellikle Kadıköy, Bakırköy, Bahçelievler, Beyoğlu gibi kent merkezlerindeki gayrimenkullerin fiyatında büyük yükselişlere neden olan dönüşüm süreci, Kadıköy’deki eski binaların fiyatını yeni yapıların fiyatına yaklaştırdı.

Dönüşüm öncesi 400 bin TL’ye satılan eski bir daire fiyatının, bölgede dönüşüm başlamasıyla birlikte 750 bin 800 bin TL seviyesine çıktığı belirtiliyor. DKY İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dumankaya, dönüşüm olacak bölgelerde gayrimenkulünü satma oranlarının azaldığını, bu bölgelerde insanların genellikle yenilemeye kaydığını belirtti. Bu nedenle bu bölgelerde fiyatların yukarı çıkabildiğini anlatan Dumankaya, yeni projelerle bu fiyatların yeniden dengeleneceğini söyledi. Dumankaya, özellikle ruhsatsız ve iskansız bölgelerde yapılan komple dönüşüm projelerinin bölgelerinde fiyatları daha fazla yukarı çektiğine dikkat çekti.

Astronomik artışlar yaşanıyor
Dönüşümün yarattığı değişimlere değinen Kentsel Dönüşüm Derneği Başkanı Hakan Çatalkaya, Kadıköy’de ortalama 400 bin TL’ye satılan 2+1 ve 3+1 evlerin yıkılıp yapıldığında 800 bin TL ile 1 milyon TL arasına geldiğini kaydetti. Çatalkaya, “Eski yapılar da dönüşümle birlikte değerlendi. Kimse satmadığı gibi satılanlar da yıkılıp yapıldıktan sonraki değerde satılıyor” dedi. Çatalkaya, Tarlabaşı kentsel dönüşüm projesi olmamasına rağmen bölgede fiyatları yükselttiğini aktardı. Kentsel dönüşümde en hızlı ilerleyen ilçeler arasında Kadıköy, Esenyurt, Esenler ve Küçükçekmece’nin yer aldığını kaydeden Çatalkaya, Esenler ve Gaziosmanpaşa, Esenyurt ilçelerinde ise eski yapıların fiyatlarının arttığını ancak bunların henüz merkezi lokasyonların çok altında olduğunu belirtti. Bu bölgelerde hala uygun fiyata ikinci el daire alınabildiğini söyleyen Çatalkaya, Anadolu’da ise İzmir’de Konak, Karşıyaka ve Buca’da sürdüğünü ifade etti.

Rant ve kâr beklentisi var
Kentsel dönüşümde tek tek binaların dönüştürüldüğü bölgelerde fiyat artışları gerçekleştiğini aktaran EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, “Ayrıca pazarlık aşamasında olan bölgelerde beklenti nedeni ile fiyatın yukarı çıkabildiğini görüyoruz. Şu anda değer artışlarındaki beklenti rant ve kar amaçlı. Bu artışlar sağlıklı dönüşüm için son derece riskli. Halkın kentsel dönüşümden beklentisi rant sağlamak değil sağlıklı yaşamak için sağlıklı binalara sahip olmak olmalı. Henüz bu noktada değiliz” yorumunu yaptı.
Arsa fiyatlarının özellikle büyük şehirlerde çok yükselerek rasyonel olmaktan uzaklaştığına vurgu yapan Yazıcı şu değerlendirmeyi yaptı: “Artışlar geliştirici olmak üzere yola çıkanları olumlu etkilemeyecek. Maliyet; arsa + yapım maliyeti + kardan oluşuyor. Müteahhitlerin kar marjları yüzde 10’lara kadar geriledi. Artık gidecek yer yok; ya arsaya daha az para ödeyecekler ya da satacakları evi daha yüksek fiyatla satmak zorunda kalacaklar. Ancak alım gücü kapasitesi de belli. Bu artışlar sektörü orta vadede çıkmaza sokacak gibi duruyor. Veya imar artışı getirilerek bu matematik değiştirilebilir.”

Markalar dönüşüme yeni firmalarla giriyor
Dönüşümün kent merkezlerini parlattığını aktaran Hakan Çatalkaya, “Bugüne kadar büyük sermayesi olan şirketler, şehir dışında rezidans yapıyorlardı. Ancak dönüşümle birlikte bu şirketler biran önce bu projelerini satıp kent merkezine girmek istiyorlar. Fakat marka değerlerini düşürmek istemeyen markalı firmalar kentsel dönüşüm amacıyla yeni şirketler kuruyor” dedi.
 
 
KAYNAK: Dünya
KAYNAK:insaatyatirim.com

40
 BELGE KİRALAYAN FİRMA SAHİPLERİNİN İHALE MASASINDAN GERİ BİLDİRİM NEDENİYLE KULLANILAMAYAN BELGELERLE İLGİLİ ŞİKAYETLERİ SONUCUNDA FORUM YÖNETİCİSİ OLARAK CEVAP VERME GEREĞİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR.
 
   ASLINDA İŞ DENEYİM-YÖNETME BELGELERİNİ YAYINLAMAK İSTEYEN TÜM ÜYELERİMİZİN BELGELERİ FORUM YÖNETİCİLERİ TARAFINDAN GÖRÜLMEDEN YAYINLANMAMAKTADIR. BUNUN DA NEDENİ YİNE ŞİKAYETLERİN SONUCUNDA TESPİT ETTİĞİMİZ "BALON BELGELERDİR", ve FORUMUMUZDA KESİNLİKLE YAYINLANMAMAKTADIR. ANCAK BURADA BELGELERİN TÜM EKLENTİLERİNİ BELGE SAHİPLERİNDEN TALEP EDEMEMEKTEYİZ, ÇÜNKÜ BİRÇOK EKLENTİSİ BULUNUYOR, ANCAK AŞAĞIDA MADDELER HALİNDE BELİRTTİĞİMİZ BELGELERİ GÖRMEDEN İŞ DENEYİM BELGELERİ YAYINLANMAYACAKTIR. (YAPI RUHSATI-İSKAN RUHSATINDA ŞANTİYE ŞEFİ İMZALARI, ŞANTİYE ŞEFİ UZMANLIK BELGESİ VS.)

   BUNA GÖRE, BELGE ORTAKLIĞI TALEBİNDE BULUNAN MÜTEAHHİTLERE AŞAĞIDAKİ UYARILARI YAPMAK YERİNDE OLACAKTIR:

   2012 YILINDA YÜRÜRLÜĞE GİREN ŞANTİYE ŞEFİ YÖNETMELİĞİ GEREĞİ B-2 GRUBU BELGELER ÇIKARILAMAZ HALE GETİRİLMİŞTİR. (şantiye şefi yönetmeliğini iyi okuyunuz !!! MADDE :10 (10-11-13 ve 15.FIKRALAR))  BU NEDENLE BELGESİ OLANLARA AŞAĞIDA BELİRTİLEN EVRAKLARI SORUNUZ (YENİ Ş.ŞEFİ YÖNETMELİK GEREĞİ İHALE MAKAMINCA İSTENEN ZORUNLU BELGELER);   
 
1-YAPI RUHSATI ve İSKAN RUHSATINDA BELGE SAHİBİNİN İMZASI ZORUNLU OLMUŞTUR. (2012 YILINDAN İTİBAREN ÇIKARILAN BELGELERDE)

2-ŞANTİYE ŞEFİNİN MUTLAKA "İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIK BELGESİ" OLMALIDIR.
UNUTMAYIN, BELGE BİR ŞEKİLDE ÇIKMIŞ DA OLSA İHALE MASASINDA İŞ DENEYİM BELGESİ EKİ OLAN BU EVRAKLAR OLMAYINCA YETERLİLİK ALINAMIYOR, DOLAYISI İLE İHALELER İPTAL EDİLİYOR.
 
3-HER NE KADAR İŞ DENEYİM BELGESİNİ HAKETMEK İÇİN %80 ORANINDA İŞİN BAŞINDA BULUNMUŞ OLMAK YETERLİ OLSA DAHİ ŞANTİYE ŞEFİ YÖNETMELİĞİNDE BU İBARE YETERSİZ KALIYOR. ÇÜNKÜ İLGİLİ 10.MADDENİN FIKRASINDA "Şantiye şefinin yapım işine dair görevi, yapı ruhsatının alınmasından itibaren başlayıp yapı kullanma izin belgesinin alınması ile son bulur. " İBARESİ DİKKATE ALINIYOR. BUNUN DA İSPATI OLARAK 4A SGK HİZMET DÖKÜMÜNDE ÇALIŞILAN TARİHLERDEN ŞANTİYE ŞEFİNİN "YAPI RUHSATI-İSKAN RUHSATI" SÜRECİ ARASINDA İŞ BAŞINDA BULUNUP-BULUNMADIĞI TESPİT EDİLİYOR. SONUÇTA BELGE DE GEÇERLİLİĞİNİ ve YETERLİLİĞİNİ YİTİRİYOR.
 
İŞ DENEYİM BELGESİ YETERLİLİĞİ İÇİN LÜTFEN BU AYRINTILARI DİKKATE ALMANIZI RİCA EDERİM.

BİLGİLERİNİZE,

41
4734 Sayılı Kanunun 10. maddesinde 6518 sayılı torba kanununun 46. maddesi ile yapılan değişiklik verilen hakların geri alınması anlamına geliyor. Madem bu maddede bir değişiklik yapılacak en azından Belge sahipleri içinde bir şey yapılamaz mı? Mesela Belgelerimiz Neden 1/5 oranında değerlendiriliyor. 1/2 var, 1/3 var,1/4 var. NEDEN 1/5 .
         
            Bu değişiklikler ne zamana kadar devam edecek. Sanki ağaç budama misali. Bu değişikliği sağlayanlar tatmin olmaz ise yeni bir değişiklik ne zaman olacak. Adı geçen kanunda kaç değişiklik yapıldı. Takip edebilen yada bilen var mı. Bu kadar çok değişiklik olur mu? Meclis sanki yazı işleri bürosu gibi. Meclise gelen bütün teklifler geldiği gibi geçiyor. Bunların ne gerekçesini soran, ne de amacını soran var. Bir de bütün teklifler aynı torbanın içine atılarak hiç irdelenmeden meclisten geçiyor. İnternet yasasında olduğu gibi Cumhurbaşkanı veya kamuoyu tepkisi doğrultusunda kanun çıkar çıkmaz yeni bir değişiklik teklifi ile meclise getiriliyor. Ya bizim haklarımız ne olacak. Görüyorsunuz değil mi. Ne kadar gayri ciddi yasalar meclisten geçiyor. 

           Neden bu mecliste hakların gasb edilmesi ve güçlü ve zenginlerin istediği yönde kanun değişiklikleri olur. Bu dünyada yaşamak için zengin olmak mı lazım. Zenginlerin gözünü nasıl doyurmak lazım. 4734 sayılı kanunda sürekli belgelerimizle ilgili kaptıkaçtı kanun değişikleri ile haklarımız böyle çalınmaya devam mı edilecek. Bu bir düzenleme değil, aksine  birilerinin kanunla verilen hakları ellerinden alınırken, zenginlerin ve güçlülerin-holdinglerin değirmenine su taşımaktır. Bir Meclisin görevi bu mudur?

           Bu belgelerin 15 yıl kullanılma süresininde anlamı  yok. Madem  bu süre ile holdinglerin ve büyük firmaların korunması amaçlanıyor. Neden bizi korumaya çalışan yok. Bizlerde bu yasalara güvenerek yola çıktık. Diplomaların, Ehliyetlerin ve daha bir çok belgede kullanma süresi diye bir şey yok. Herhalde son kullanma süresi verilen tek belge İş Yönetme ve Denetleme belgeleri olsa gerek.    DEVLETE GÜVENMEK HATA MI?

            Lütfen belgelerimizle ilgili olarak belge sahiplerine  de hak verilsin. Madem ki 15 yıllık sürede hep aynı oran muhafaza edilmek isteniyor.  O zaman belge kullanım oranı 1/2 olsun, 1/3 olsun olmaz mı? Bizim millet meclisimizden hep zenginlere göre mi yasa çıkar.
 
            Ayrıca madem ki, İş denetleme belgelerinin ilk beş yıldan sonra tam olarak kullanılması ile İş Yönetme belgelerinin kullanılması arasında eşitsizlik vardı..  İş Yönetme Belgeleri içinde ilk beş yıldan sonra tam olarak kullanılması talep edilebilirdi. Veya yasa düzenleyici bu yönde değişiklik yapabilirdi. Hakların gasp edilmesi yoluyla eşitlik mi sağlanır.
 
Üstelik İş denetleme belgesi olanlar işi bizzat yaparak, denetleyerek hatta şantiyelerde yatarak-kalkarak almaktadırlar.
Yönetme Belgesi olanlar ise  oturduğu yerden ve ayaklarına belki de çamur  değmeden almaktadırlar.
İş denetleme belgesini bir kişi bir tane alabilirken, İş yönetme belgesilerini kapalı mekanda ve makamlarında oturan kişiler sayısız sayıda belge alabilmektedir.

Gerçekten İş denetleme belgeleri bir alınteri belgesidir.
 
İş Yönetme Belgeleri bir milli piyango gibidir.  Ama bizleri ne duyan var nede kal’a alan var. Sesinizi duyurabilmeniz için güçlü olmanız lazım. Ama seçimlerde herkesten oy isteniyor. Seçimlerin haricinde bu toplumun gerçek halk katmanlarını hiç dikkate alan yok. Yazıklar olsun. Bunun adı da DEMOKRASİ oluyor. Nasıl bir şey ise…

HERKESİN VE MÜHENDİSLİK CAMİASININ BELGESİNE VE ÖZELLİKLEDE HAKLARINA SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR.

ÖZELLİKLE DE MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİKLERİNİ GÖREVE ÇAĞIRIYORUM.
 
Yazan : annaaaa

42
Haberler / Teminat mektubunda yeni dönem...
« : 11 Şubat 2014, 00:17:05 »
Hazinenin yeni yönetmeliği 1 Şubat itibarı ile devreye girdi.Bu yönetmeliğe göre sigorta şirketleri artık kefil olabilecek.Yeni düzenlemeye göre, sigorta şirketlerine yaptırılacak kefalet sigortası teminat mektubu yerine geçecek.
İhaleye katılacak şirketler istedikleri sigorta şirketinden kefalet sigortası yaptırıp hem taahüdünü sigortalatmış olacak, hemde sigorta şirketini kefil yapmış olacak.Bu sistem artık Banka teminat mektuplarının alternatifi olacak..
Yeni düzenlemede sigorta şirketleri aynı zamanda kefil durumuna göre ihalenin sözleşmesinin imzalanmaması gibi durumlar içinde sigorta yapabilecek.
İhaleyi düzenleyen kurum, şirketlere kefalet sigortası yaptırıp o şekilde ihaleye katılmayı zorunlu tutabilecek.Ancak arzu eden yine banka teminat mektubunuda kullanabilecek.
Şu unutulmamalı:Sigorta şirketleri her önüne gelenede kefil olmayacak.Şirketlerin bilançosona vvarlıklarına kadar inceleyecek.Eger taahüt tamamlanmazsa sigorta şirketi gerekli maliyeti karşılayacak.Sigorta şirketi daha sonra müteahhiten bu parayı tahsil edecek (haciz vb).

(Yönetmelik yorumlanmıştır.Yorumlamada Hürriyet Gazetesi yazarı Noyan Doğan ın haberinden de yararlanılmıştır.)


Ahmet ÇELİKKOLLU

43
Faydalı bilgiler / KENTSEL DÖNÜŞÜM NEDİR?
« : 24 Ocak 2014, 23:17:58 »
 
Kentsel dönüşüm, kentteki sorunlu alanların belirlenip, sağlıklı ve de yaşanılabilir hale getirilmesi amacı ile yeniden yapma veya sağlıklı hale getirmek için uygulama yapılması anlamına geliyor
Kısaca kentsel dönüşüm kentin dokusunu bozan sorunların giderilmesi oluyor. Bu şekilde de kaçak yapılaşmanın önüne geçilmesi, depreme dayanıklı olmayan, ekonomik ömrünü doldurmuş binaların yeniden yapılarak olası doğal afetler sonucu oluşacak zararların en aza indirilmesi amaçlanıyor.

Kentsel dönüşüm sürecinde ortaya çıkacak ihtiyaçlar şunlar olabilir; Yeni konut yapılması, doğal afet riski olan bölgelerdeki veya yapısı itibariyle riskli olan binaların yeniden inşası, zayıf yapılı binaların (gecekondu) yapımının engellenmesi, şehrin modern ve medeni ihtiyaçları karşılayacak hale getirilmesi (kongre ve finans merkezleri, park ve eğlence alanları inşası).

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun'un bugüne kadar yapılanlardan farkı ve amacı nedir?
6306 Sayılı Kanun'un amacı; can ve mal kaybının meydana geldiği doğal afetler gerçekleşmeden önce gerekli tedbirlerin alınması, zararın oluşmadan engellenmesi ve vatandaşların sağlıklı ve güvenli bölgelerde ve binalarda yaşamasını sağlamaktır. Daha önce çıkan kanunlar afetlerden oluşan zararları gidermeye, yaraları sarmaya yönelikti. 6306 sayılı Kanun'da öncelikle vatandaşların can güvenliği hedeflenmiştir. Riskli yapısı yıkılmış olan hak sahiplerine kredi, konut ve işyeri tahsisi, konut sertifikası gibi desteklerin verilmesi mümkündür. Kentsel dönüşümün etkili bir şekilde gerçekleştirilmesi için de yerel yönetimler etkin bir biçimde yetkilendirilmişlerdir.
  6306 sayılı Kanun uyarınca İdarenin (belediyeler ve il özel idarelerinin) yetkileri ise;
-Bakanlıktan rezerv alanı belirlenmesi veya riskli alanın tespiti talebinde bulunmak,
-Riskli yapı tespiti yapacak kurum ve kuruluşlara lisans vermek (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkili),
-Bakanlıkça süre verilerek maliklerden veya kanunî temsilcilerinden istenen riskli yapı tespitinin verilen süre içinde yaptırılmaması halinde, riskli yapı tespiti yaptırmak,
-Riskli yapı tespitinin hak sahiplerine bildirilmesi ile verilen 60 günlük süre içerisinde yıktırılmayan yapının yaktırılmasını sağlamak,
-Dönüşüm Projeleri Özel Hesabından yapılacak kira yardımlarını onaylamak,
-Riskli alanlarda, riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda ve rezerv yapı alanlarında bu Kanun kapsamındaki proje ve uygulamalar süresince her türlü imar ve yapılaşma işlemlerini geçici olarak durdurmak.


3R  KAVRAMI;(Riskli alan, Riskli yapı, Rezervalan)

Riskli Alan / Riskli Yapı nedir? Kim belirler?
6306 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ç bendi uyarınca Riskli Alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alanı ifade ediyor.
Uygulama Yönetmeliği'nin 5. maddesi uyarınca riskli alanın tespiti; Bakanlık tarafından veya TOKİ veya İdare tarafından Bakanlıktan talep edilerek yapılıyor. Riskli alan belirlenmesi için bu alanda taşınmaz maliki olan gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri de Bakanlık veya İdareden riskli alan tespit talebinde bulunabilir. İdareye yapılacak talepler Bakanlığa iletilir.

6306 sayılı Kanunun 2. Maddesinin d bendi uyarınca Riskli Yapı ise: Riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıyı veya yapıları ifade ediyor. 
Uygulama Yönetmeliği'nin 7. maddesi uyarınca riskli yapıların tespiti; öncelikle yapı malikleri veya kanunî temsilcileri tarafından, masrafları kendilerine ait olmak üzere yaptırılır. Bakanlıkça, süre verilerek maliklerden veya kanunî temsilcilerinden istenebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır. Bakanlık, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek İdareden de isteyebilir.

Riskli yapılar, Bakanlıkça veya İdarece veya Bakanlıkça lisanslandırılacak, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler; sermayesinin en az yüzde kırkı kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan şirketler; depremden korunma, deprem zararlarının azaltılması ve deprem mühendisliğinin gelişmesine katkıda bulunmak gibi konularda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları; 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanuna göre Bakanlıktan izin belgesi almış yapı denetimi kuruluşları ve laboratuvar kuruluşları ile mimarlık ve mühendislik hizmetleri veren ve 27/1/1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu uyarınca büro tescilini yaptırmış kurum ve kuruluşlarca tespit edilir.

 
"Rezerv alanına Bakanlık karar veriyor"
Rezerv Yapı Alanı nedir? Kim belirler?
6306 sayılı Kanun'un 2. maddesinin c bendi uyarınca Rezerv Yapı Alanı: Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanları ifade ediyor. 
Uygulama Yönetmeliğinin 4. maddesi uyarınca rezerv yapı alanı tespiti; Maliye Bakanlığı'nın uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirleniyor. Bakanlık tarafından resen belirleme de yapılabiliyor. TOKİ veya İdare, gerekli bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosyaya istinaden Bakanlıktan rezerv yapı alanı belirlenmesi talebinde bulunabiliyor. Gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri de gerekli bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosyaya istinaden Bakanlıktan rezerv yapı alanı belirlenmesi talebinde bulunabiliyor.

Kentsel Dönüşüm Eylem Planı nedir?
Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebi ile can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan riskli alanlar ile ekonomik ömrünü tamamlamış, yıkılma veya ağır hasar görme tehlikesi olan yapılar ve alanlar, 6306 sayılı Kanun kapsamında belirlenecektir. Yapılan risk tespitleri sonrasında başlanacak olan uygulamalar “Kentsel Dönüşüm Eylem Planı” içerisinde yer alacak. Kentsel dönüşüm eylem planlarının önceliği; birinci deprem bölgelerinde yer alan illerde ve ikinci deprem bölgesinde bulunup acil risk taşıyan yerler de olacak.

Yerinde dönüşüm nedir?
6306 sayılı Kanun kapsamında “Yerinde Dönüşüm”, kentsel dönüşüm projesi kapsamında bulunan müstakil binalar için kullanılan bir terim. Örneğin; 20 konutlu bir binada daire sahibi iseniz ve söz konusu bina depreme dayanıklı değil ise, binanın bulunduğu arsanın mevcut imarında değişiklik yapılmadan, bina yıkılarak yerine depreme dayanıklı bir bina inşa edilmesi anlamına gelir.

Uygulama Alanı nedir? Nasıl belirlenir?
Bakanlar Kurulu kararı ile kararlaştırılan riskli alan ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca belirlenen rezerv yapı alanını ifade eder. Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan ya da yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere tespit edilen alanlara uygulama alanı denir. 

Binanın riskli olup olmadığı nasıl anlaşılır?
Bir binanın riskli olup olmadığı 6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre tespit ediliyor.  Yapının ekonomik ömrünü tamamlamış olduğunun, depremde yıkılacak veya ağır hasarının çok olduğunun risk tespit kuruluşlarına tespit ettirilmesi ve alınacak risk raporu ile anlaşılır.


“Binanın risk tespitinde çoğunluk şartı aranmaz”
Binanın risk tespitinde çoğunluk şartı aranır mı?
Hayır aranmaz. 6306 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrası ve Uygulama Yönetmeliği'nin 7. maddesi uyarınca; “Riskli yapıların tespiti, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılır ve sonuç Bakanlığa veya İdareye bildirilir.” Görüldüğü gibi herhangi bir daire, dükkan ve arsa payı sahibi bu başvuruyu tek başına yapabiliyor. 


Risk tespitinden sonra yapılacaklar nelerdir?
6306 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 3. ve 4. fıkrası uyarınca riskli yapı tespiti yapılmasından ve risk tespitine itiraz varsa sonucunun alınmasından sonra; yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine altmış günden az olmamak üzere süre verilecek. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve tekrar süre verilerek tebligatta bulunulacak. Verilen bu süre içinde de maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yardım ve krediler öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere, belediyeler veya il özel idarelerinin de katılımı ile valiler veya kaymakamlar tarafından yapılacak veya yaptırılacak. Belirtilen usullere göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilen riskli yapıların yıktırılması, Bakanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilecek. Buna rağmen yıktırılmadığı tespit edilen yapılar, Bakanlıkça yıkılır veya yıktırılır. Uygulamanın gerektirmesi hâlinde Bakanlık, tespit, tahliye ve yıktırma iş ve işlemlerini bizzat da yapabilir.

Risk tespit raporunun hazırlanmasından itibaren yıkımın gerçekleşme süreci toplamda 6-8 ay içindedir. Bakanlık yıkmak isterse bu sürenin sonunda yıkabilir. Ama Bakanlık söylemde ve açıklamalarında yıkım için acele etmeyeceklerini, maliklerden talep gelmeden harekete geçmeyeceğini belirtiyor.


Söz konusu tespit işlemine dava açılabilir mi?
Evet açılabilir. 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 9. fıkrası uyarınca; “Bu Kanun uyarınca tesis edilen idari işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca dava açılabilir. Bu davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemez.” Belediye Kanunu madde 73’te de “kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır ” deniliyor. 


Sağlam bir bina 'Riskli Alan' üzerinde bulunuyorsa yıkılır mı?
Tabii ki yıkılabilir. 6306 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 7. fıkrası uyarınca; “Bu Kanunun uygulanması için belirlenen riskli alanların sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan diğer yapılardan uygulama bütünlüğü bakımından Bakanlıkça gerekli görülenler de bu Kanun hükümlerine tabi olur”


Bina güçlendirme nedir?
Bina güçlendirme bir yapının olası bir depremde can kaybının olmasının engellenmesi amacı ile yapının yapısal ilavelerle depreme dayanıklı hale getirilmesidir. Bir diğer anlatım ile binanın dayanıklılığının arttırılması amacı ile iyileştirmeye yönelik yapılan müdahalelerdir. Binanın yıkılıp yeniden yapımının alternatifidir. 


Yıkım yapılan alanlara imar artış hakkı verilir mi?
Şu an için hiçbir yasal düzenlemede imar artışı verileceği yok. Ama kamu yöneticilerinin söyleminde bu var. 6306 sayılı Kanun, imar planlarının bütünsel yapısına aykırı olmayacaksa, Bakanlığın yapacağı imar planları ile imar artışı yapılmasının yasak olduğuna dair bir madde taşımadığından uygulamada imar artışı yapılacak.

Belediyeler imar planları notlarına parsel birleştirmelerde imar artışına olanak tanıyan hükümler koymaktadır. Ayrıca şu an hazırlanan yeni İmar Kanunu Taslağı'nda bu yönde düzenlemeler olduğu söyleniyor.

Sit alanı dâhilindeki yapıların dönüşümü mümkün müdür?
Evet, sit alanlarında da kentsel dönüşüm mümkündür. 5366 sayılı “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun”a göre; sit alanlarında, koruma alanlarında hem sosyal donatı alanları oluşturmak hem de afet riskine karşı önlem almak için, kültür ve tabiat varlıkları yenilenmekte ve yeniden kullanım fonksiyonları getirilmekte.
[/color]
 
Kaynak :Kentsel dönüşüm ve hukuk platformu başkanı Prof. Dr. Gürsel Öngören, Emlak kulisi

44
 
 TMMOB ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında imzalanan işbirliği protokolüne göre SGK bildirimine esas olacak mühendis, mimar ve şehir plancısı asgari ücreti 2014 yılı için brüt 2800 TL olarak belirlendi.
 
 

45
Haberler / GYO Esasları Değişiyor
« : 24 Ocak 2014, 23:12:08 »
 
"Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" hazırlandı.
 
Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK), "Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği" Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
 
SPK'nın konuya ilişkin açıklamasına göre, yurt dışında yaygın bir finansman aracı olan altyapı fonlarına benzer bir şekilde, altyapı yatırım ve hizmetlerine yatırım yapacak gayrimenkul yatırım ortaklıklarına (GYO) ilişkin esasların belirlenmesi amacı ile "Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" hazırlandı.
 
Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren söz konusu Tebliğ ile yüksek miktarda sermaye gerektiren projelerin finansmanında "GYO" modeli alternatif bir finansman aracı olarak düzenlendi. Ayrıca yabancı yatırımcıların bu modele ilgisinin artırılması maksadıyla söz konusu yapıda nitelikli yatırımcıya satış imkanı da getirildi. Bu modelin kullanılmasıyla, büyük projelerin kamu bütçesine yük getirmeden sermaye piyasaları kanalıyla finanse edilmesi ve bu projelerin gelirinin de yatırımcılara aktarılması mümkün olacak.
 
Son yıllarda Türkiye'de yaşanan ekonomik gelişmelere paralel olarak ulaştırma, sosyal altyapı, enerji, telekomünikasyon ve belediye hizmetlerinin hızla arttığı belirtilen Tebliğ'de, hem ekonomik hem de sosyal refah düzeyinin artırılması için vazgeçilmez bir gereklilik olarak söz konu altyapı yatırımlarının finansmanında kamu kaynaklarının yanı sıra alternatif yöntemlerin kullanılmasının da ihtiyaç olarak ortaya çıktığı kaydedildi.
 
Tebliğ'de, şu ifadelere yer verildi:
 
"Altyapı yatırım ve hizmetleri, tarım, sulama, madencilik, imalat, enerji, ulaştırma, haberleşme, bilgi teknolojileri, turizm, konut, kültür, kentsel ve kırsal altyapı, belediye hizmetleri, kentsel dönüşüm, çevre, araştırma-geliştirme hizmetleri ile eğitim, sağlık, adalet, güvenlik, genel idare altyapısı ve benzeri yatırım ve hizmetler ile bu yatırım ve hizmetlere ilişkin projeler ve bunlara dayalı haklar olarak tanımlandı. Altyapı yatırım ve hizmetlerinden oluşan portföyü işletecek ortaklıkların münhasıran bu faaliyette bulunmaları ve aktif toplamlarının en az yüzde 75'inin altyapı yatırım ve hizmetleri ile projelerinden ve bunlara dayalı haklardan oluşması öngörüldü.
 
Münhasıran altyapı yatırım ve hizmetlerinden oluşan portföyü işletecek ortaklıkların kuruluşta başlangıç sermayesinin, dönüşümde ise mevcut ödenmiş veya çıkarılmış sermayesi ile öz sermayesinin her birinin 100 milyon TL'den az olmayacağı, öte yandan ortaklık sermayesinin asgari yüzde 20'sinin kamu kurum ve kuruluşu niteliğinde bir tüzel kişiye ait olması halinde ise bu tutarın en az 5 milyon TL olması gerektiği hususları düzenlenerek, halka arza/nitelikli yatırımcıya satışa ilişkin azami süreler belirlendi."
     
KAYNAK:milliyetemlak.com

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 87

Rakipleriniz, siz 1 projeye teklif hazırlarken 10 projeye hazırlıyorlar.

Hem de sizin 10 da biri maliyetine.

Sebebini öğrendiniz, onlara yetişmeye niyetiniz varsa, hemen arayın.

mekanik tesisat metraj, keşif, yaklaşık maliyet yazılımı        AVANTAJLARI
  • En az 10 kalifiye personel almış kadar performans artışı sağlar. Alttaki videolardan görebileceğiniz üzere programın hızına aslında 100 adet personelle bile yetişmek imkansızdır. Örneğin: 20 km boru, 10 000 adet sprink metrajını, mahal cetveli dahil olarak 5 dakikada çıkarmak gibi.
  • 1 kalifiye personel maliyeti aylık 5 000 TL civarında olduğu düşünülürse, 10 adet personel maliyeti aylık 50 000 TL olmaktadır. Bu yüzden program ücreti önemsenmeyecek kadar azdır, zaten kendisini 1-2 saatte amorti etmektedir.
  • Hızlı ve hatasız şekilde metraj ve keşif çıkartır.
  • Vakit yetmediği için gelen işleri kaçırma problemini ortadan kaldırır.
  • Ayda 1-2 olan teklif verme adedini 20-30 lu rakamlara çıkartır. Bu sayede iş alma olasılığınız en az 10 kat artar.
  • Rakipleriniz programımızı kullanıyorlar ve bu saydığımız bütün avantajlara sahipler ve sizin rakiplerinizle mevcut metotlarla rekabet edebilmeniz mümkün değildir. Ancak programımızı kullanarak onlarla eşit şartlarda rekabet edebilirsiniz.
  • Personelin çalışma şevkini arttırır. Uykusuz, gece-gündüz iş yetiştirebilmek için sürekli yoğun tempoda çalışmaktan bıkmış, bunalmış personelin verimi düşer, hata yapma ihtimali artar. Programımızla metraj çıkarmak eğlence haline gelir, personel verimi ve motivasyonu sürekli üst seviyede tutulur.