Gönderen Konu: ATATÜRK Hakkında İlginç Bilgiler  (Okunma sayısı 3250 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı THE RISING

  • Co-Admin
  • Forum Kahramanı
  • *****
  • İleti: 1283
  • Rep Puanı: 1144
    • Profili Görüntüle
ATATÜRK Hakkında İlginç Bilgiler
« : 02 Temmuz 2012, 17:03:26 »


* Bir geometri kitabı yazmıştır. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) bu yazdığı kitapla isim babası olmuştur.
* Hiç yurtdışına çıkmamıştır, birçok lider Türkiye’ye onunla görüşmeye  gelmiştir,
* Son nefesini verirken “ve aleykümselam” demiştir. Sadece birisi, birileriyle karşılaşınca verilen selama cevaben söylenmesi gereken bu sözü kim(ler)e demiştir? Bunun açıklamasını Kur’an’ın Vakıa suresinde (56/88-91) bulabiliyoruz:
“Ölmek üzere olan kişi … Allah’a yakın olanlardan ise … eğer kutlu, uğurlu kişilerdense, “Selam sana kutlu ve uğurlu kişilerden!” denir ona.”
* Sakarya Savaşı çok kritik gidiyor. Her an kaybedebiliriz.. Savaş yitirilirse Ankara düşer. Meclis, bu ihtimali dikkate alıp, gerektiğinde hemen daha içerilere çekilme kararı vermiş.. Ankara, taşınma telaşı içinde.. Öte yanda Mustafa Kemal’in derhal Sakarya’ya hareket ve orduya bizzat kumanda etmesi de uygun görülmüş..
Mustafa Kemal o sıralar hem ev, hem makam olarak Ankara Garı içindeki küçük bir lojmanı kullanıyor..
Ertesi sabah erkenden Sakarya’ya hareket edecek. Gece yarısı Özel Kalem Müdürünü yanına çağırıyor ve soruyor..
“Kararname hazır mı?. Hemen getir, Sakarya’ya gitmeden imzalayayım. Ne olur ne olmaz?..”
Mustafa Kemal’in o en karanlık günde unutmadığı, peşine düştüğü, savaşa gitmesine bir kaç saat kala “Hemen getir, imzalayalım” dediği kararnameyi tahmin etmeniz mümkün değil..
Ama şimdi okuyunca Atatürk’ün neden bu kadar “Büyük” olduğunu, neden tüm dünya liderleri arasında bir benzerinin daha bulunmadığını bir kez daha anlayacaksınız..
“Ankara’da bir Etnografya Müzesi Kurulması ve Eski Ankara Evlerinin Korunması Hakkında Kararname..”
Kendinden ve ordusundan o kadar emindi yani.
Sakarya Savaşı’ndan sonra ..Atatürk’e şöyle sormuşlardı: “Sakarya cephesi bozulsaydı ve düşman Ankara’ya doğru ilerleseydi ne yapardınız?” Bu soruya Atatürk hiç bir tereddüt göstermeden anında şu cevabı vermişti:
-”Güle güle beyler der, onları Anadolu’nun ortasında yok ederdim … ”
“İşte o zaman işimiz zor olabilirdi” ya da “bunu düşünmek bile istemiyorum” gibi bir cevap vermemiştir. Cevabı kendinden emin ve sonu sanki baştan bilen bir kararlılıkta olmuştur.
Bu iki anekdot gösteriyor ki Atatürk, Sakarya Savaşı’nda düşmanı mağlup edeceğini kesin olarak biliyordu. Bundan en küçük bir endişesi bile yoktu.
* Dünyada “başöğretmen” sıfatlı tek liderdir.
* Bütün hazırlıklar tamamlanmak üzereydi. Kesin bir hücumla Türk topraklarından düşman temizlenecekti. Artık zamanı gelmişti…
Yabancı elçiler, diplomatlar, kor diplomatik temsilciler 24 Ağustos gecesi verilecek olan kokteylde O’nu bulamayacaklardı. Çünkü gizlice hareket etmişti. 25-26 Ağustos gecesi Kocatepe’nin hemen güneyindeki, dere içindeki Başkomutanlık Karargahı’ndaydı. Ankara’dan ayrılmadan önce yakın bir arkadaşına şunları söylemiştir:
- “Taaruz haberini alınca hesap ediniz…Onbeşinci gün İzmir’deyiz…”
Şu an bu satırları yazarken bile yine tüylerim ürperiyor… Evet… Yine inanılacak gibi değil ama Taarruzdan 14 gün sonra İzmir’e varılmıştır!…
Atatürk’ün buna cevabı şu olur: “Bir gün yanılmışım.”

* Atatürk yemek yerken İngiliz astsubayın kendisini izlediğini farketmiş. Önceleri umursamayıp yemeğine devam etsede
uzun süre devam eden nefret dolu bakışlar Atatürk’ ü rahatsız etmiş.
Yaverine bakışların sebebini öğrenmesini buyurmuş.
Yaveri Ata’ya: “Çanakkale’ de babasını öldürmüşsünüz Atam!” demiş.
Atatürk’ ün verdiği cevap ise şu olmuş:
“Git sor kendisine; babasının Çanakkale’de ne işi varmış”
* Bir röportajda “Milletler Cemiyeti’ne üye olmayı düşünüyor musunuz?” diye sorulur.
“Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Davet gelirse düşünürüz”. diye cevap verir, Birleşmiş Milletlerin 2. Dünya Savaşından önceki kuruluşu olan Cemiyet-i Akvam yani Milletler Cemiyeti’nin daveti üzerine 6 Temmuz 1932 de Türkiye üye olur.
* Yıl 1938, General McArthur´un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi. Birden çok sıkılır ve yanında duran yüz yirmiden fazla kişiye döner ve aynen şöyle der:
“Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal´i görmek için neler vermezdim“,
* Yıl 2000, ABD Başkanı`nın milenyum mesajından bir alıntı :
“Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk´tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir“.
* Yıl 1938, Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiir`den alıntı :
“Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir“.
* Norveççe`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim bulunmaktadır,
* Cebinden 50 000 lira harcayıp Elmalılı Hamdi Yazır’a Kur’an’ın Türkçe Mealini yazdırmıştır.
* Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimiz var.
Ama dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimiz var; 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış Üsteğmen Kara Fatma’dır.
* Dünya’da bir devlet başkanı adını taşıyan tek çiçek `Atatürk çiçeği`dir. Bu çiçeğin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landin’in koyduğu, tüm dünyada bu isimle üretilip satılmakta olduğu söylenmektedir. Ancak bu konuda tam mutabakat bulunmamaktadır. Kesin olarak bilinen Atatürk’ün bu çiçeğin Türkiye’de yetiştirilmesinde gösterdiği özen ve gayrettir.
* Yunan başkomutanı Trikopis, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina´daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçmiş ve saygı duruşunda bulunmuştur,
* “Minber” adında bir gazete çıkartmış ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçmiştir.
* Küçükken çocuklar “birdirbir oynar mısın*” diye sorarlar. Mustafa Kemal’in yanıtı: “Oynarım ama ben eğilmem dimdik dururum. İsteyen üstümden atlar geçer gider.“
* Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı’nın vasiyetinde mezar taşına yazılmasını istediği metin:
“Bütün ömrüm boyunca Türkiye´nin lideri Mustafa Kemal Atatürk´ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm“,
* Yıl 2005, Amerika´nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un önerisi:
“Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk´ü örnek alsın yeter“,
* 1935′teki Uzun Yürüyüş öncesinde Şanghai Meydanı’nda toplanan binlerce Çinliye seslenen Mao’nun ilk sözleri
“Ben, Çin’in Atatürk’üyüm“.
* İngiliz, Fransız ve İtalyanları Anadolu’dan uzaklaştırıp bizi de yenince karşımızda sıradan bir adam bulunmadığını ve O’nun gerçek yaratıcı erkini kavramaktan uzak kalmış olduğumuzu kabul ettik.  Yorgi PESMAZOĞLU Yunan Ekonomi Bakanı
—————————————————————————————
“Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum.“ M. Kemal ATATÜRK
—————————————————————————————
“Bu gün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yakında ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bu gün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür; tarih bir köprüdür, inanç bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekir.” Atatürk 29 Ekim 1933.
——————————————————————————————–
“Biliriz ki Allah dünya üzerinde yarattığı bu kadar nimetleri, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlık içinde yaşasınlar diye yaratmıştır. Ve âzami derecede faydalanabilmek için de, bugün kâinattan esirgediği zekâyı, aklı insanlara vermiştir..“ ATATÜRK
_________________________________________________________
“…Atatürk adı bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır. Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye’ nin doğması, yeni Türkiye’ nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk’ ün Türk halkının işidir… Şüphesiz ki, Türkiye’ de giriştiği derin ve geniş inkilaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur… “John F. KENNEDY A.B.D Başkanı
(Orijinal metin: …The name of Ataturk brings to mind the historic accomplishments of one of the great man of this century, his inspired leadership of the Turkish People, his perceptive understanding of the modern world and his boldness as a military leader. It is to the credit of Ataturk and the Turkish People that a free Turkey grew out of a collapsing empire and that the new Turkey has proudly proclaimed and maintained its independence ever since. Certainly there is no more successful example of national self reliance then the birth of the Turkish republic and the profound changes initiated since then by Turkey and Ataturk…)
—————————————————————————————-
Atatürk döneminde TORPİL!

Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus’tadır. Bakan ise
Niğdeli Abidin ÖZMEN’ DİR.  Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı
çalınır.
Bakanın gür sesi: “Giriniz!”
Atatürk’ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler.
Konuklara yer gösterir ve zarfı açar. Atatürk’ten gelen bir mektuptur.
Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur.
“Bay Abidin ÖZMEN Milli Eğitim Bakanı
Yaver Bey’le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu
çocukları, uygun göreceğiniz bir liseye parasız yatılı olarak kaydını
yaptırın.”
Bu, Atatürk’ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan
ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir:
“Yaver Bey’in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu
çocukların Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp
her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve
ödeyen hanesine Atatürk’ün ismini yazdırarak bana getiriniz.” der.
Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup
yazarak Yaver Bey’le Atatürk’e yollar.
Mektubun içeriği şöyle:
“Muhterem Atatürk, Yaver Bey’le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için bu iki çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğunda emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum.”
Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü’ye telefon ederek: “Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı.” diyerek olayı anlatmış. İnönü, Bakan adına özür dilemiş.
Atatürk:   “Yok! Demiş özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse”
Tarihi değeri olan ve hiçbir yerde yayımlanmayan bu anının unutulup
gitmesine gönlü razı olmayan bakanın yeğeni yüksek mimar H. Rahmi
ÖZMEN, 15.08.1985 günü bu mektubu gazeteci yazar Vahap Okay’a iletir.
O da 15.09.1985′te gazetesinde yayımlar.
———————————————————————————
Yıl 1935 yaz mevsimi…O günlerde Londra Büyükelçisi Ali Fethi Okyar izinli olarak Ankara’da ve Çankaya’ da misafir. Bilinir ki kendisi, Mustafa Kemal’ in çocukluk arkadaşıdır ve Fethi Bey, Sofya sefiri iken Mustafa Kemal yanında ataşemiliterdir. Dışişleri Bakanı Dr.Tevfik Rüştü Aras gelir ve Atina’ dan yeni döndüğünü, Balkan Paktı’na temel felsefe içinde Türk-Yunan ilişkileriyle ilgili askıda ne varsa hepsini kökünden hallettiğini müjdeler. Mustafa Kemal sakin ve şeklen memnun dinler, hatta kutlar. O gittikten sonra Fethi Okyar’ a döner, gülümser: “Bizim Hariciye Vekili Yunan’ ın sadece Atina’dan idare edildiği zannı içindedir” der. Gece sofrada başta Başbakan ve nadir olarak bulunan Genelkurmay Başkanı, sivil-asker devlet büyükleri vardır. Konu açılır, herkes memnundur. Atatürk, düşünceler tamamlandıktan sonra şu TARİH DERSİ’ ni verir: “İki ülke ve millet vardır ki, sadece devlet merkezlerinden değil, dünyanın her yerinden, denizlerden bankalara kadar çok yerden idare edilirler. Bunlar Yunanlılar ve Yahudilerdir. Bunlar ve benzerleriyle resmi anlaşmalar hadiselerin sadece bir bölümünü teşkil eder. Hayal kırıklığına uğramamak için bazı milletlerin tarih terkibini de, faaliyet sahasının yaygınlığını da terazinin kefesine koymak şarttır.”
———————————————————————————
Çanakkale’de ölen askerleri için 1934 yılında Yeni Zelandalı ve Avustralyalı annelere Atatürk’ün gönderdiği mesaj:
“Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar; burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar; gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”
Bu ulvi mesaj aynı zamanda Wellington’da, Yeni Zelanda Hükümeti tarafından inşa ettirilen Atatürk Anıtı’nda yazılı olup her yıl 25 Nisan tarihinde ülkede düzenlenen ANZAC günü anma törenleri sırasında ülkede mukim Türk Büyükelçisi tarafından okunmaktadır.
________________________________________________
Çanakkale’de  savaşırken bir kolunu kaybeden Fransız Generali Gouraud’ya, yıllar sonra Ankara’da karşılaştıkları zaman, Generalin boş kolunu işaret ederek:  “Türk topraklarında yatan şerefli kolunuz, memleketlerimiz arasında son derece kıymetli bir bağdır!“demiştir.
________________________________________________
Muzaffer Başkomutan olarak İzmir’e girdiği gün, önüne serilen Yunan bayrağını, “Bayrak bir milletin bağımsızlık alâmetidir; düşmanın da olsa saygı göstermek gerekir!” diyerek yerden kaldırtmıştır.
_____________________________________________________________
Mısır elçisine, bir sabah, Çankaya sırtlarından doğmakta olan güneşi göstererek: “Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Şu anda günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Bu milletler, bütün güçlüklere, bütün engellere rağmen mânileri yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Müstemlekecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerini milletler arasında hiç bir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir âhenk ve işbirliği çağı alacaktır!“
___________________________________________________
Atatürk, 15 Temmuz 1936′da Yalova’dan Bursa’ya geçerken İznik’e uğramıştı.’ Yanında Celal Bayar, Afet hanım ve daha bazı arkadaşları vardı. Afet hanım İznik’i gezmek için Atatürk’ten izin alır. Atatürk:
- “Hay, hay… Gidebilirsiniz fakat asıl İznik’i göremeye¬ceksiniz. Çünkü o toprağın altındadır” der.
Atatürk etrafındakilere sorar:
– “İznik kaç kapılıdır?” Bir İznikli yanıt verir:
– “Üç kapısı vardır efendim. Bulunduğumuz yerin doğusundaki kapı, kuzeyindeki Yenişehir kapısı, güneyindeki istanbul kapısı…”
Atatürk’ün “Peki Batı kapısı nerede?” diye sorması üzerine İznikli öyle bir kapının olmadığını ve böyle bir kapıyı bilmediklerini söyler.
Atatürk bir müddet susar.. Ve o konuyla ilgili başka bir söz etmez.. Konu kapanır…
Aradan seneler geçer…
Biriken suları İznik Gölü’ne akıtmak için kanal açmaya uğraşan işçiler, suların kendiliğinden boşluk bularak akmaya başladığını görürler… Kazıya devam edilir… Sonunda toprağın alatından tam teşkilatlı kurşun bir kapıyı ortaya çıkartırlar… İşte bu kapı Atatürk’ün aradığı ve bahsettiği kapıdır!…
________________________________________________
İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz..
Neyzen Tevfik
_____________________________
Atatürk beraberindekilerle birlikte trenle bir yurt seyahati sırasında, Celal Bayar, Atatürk’ün etrafındaki gruptan daha ileride bir kişiyle görüşmektedir.
Ata’nın gözleri bir an Celal Bayar’ın üzerinde durur. Atatürk’ün uzaklara bakışı O’nun bir düşünce âlemine daldığını göstermektedir.
Kısa bir süre sonra birden yanındakilere döner ve der ki:
“Şayet bu memlekette bir gün kansız bir ihtilal olacaksa ve bu ihtilale biri de liderlik edecekse o adam Celal Bayar olacaktır.”
1930’lu yıllarda ki bu görüş, 1950 seçimlerinde Celal Bayar’ın liderliğinde Demokrat Partinin iktidar oluşu ile doğruluğunu göstermiştir.
_____________________
İngiltere Kralı 8. Edvart ve sevgilisi Bayan Simpson Atatürk’ün misafiri olarak İstanbul’dalar.
Atatürk misafirleriyle birlikte bulundukları geminin güvertesinden Moda’da yapılan deniz yarışlarını seyrediyorlardı.
Bir ara Bayan Simpson elindeki dürbünü ile yerinden kalkar, güvertenin diğer ucuna doğru yürürken, Kral da Atatürk’ü başı ile selamlar, sevgilisinin arkasından O’nu takip ederken Atatürk yanındakilere eğilerek:
“Kralın, madama karşı zaafı olduğunu görüyorum. Korkarım ki tahtını bu kadın yüzünden kaybedecek.” demiştir.
Bir süre sonra 8. Edvart, Bayan Simpson yüzünden tahtan feragat etmiştir.
________________
Ankara’da yabancı diplomatların da bulunduğu bir toplantıda Majino hattından söz açılmış; yabancılar bu savunma hattını çok övmüşlerdi.
Atatürk söylenenleri dinledikten sonra der ki:
“Nasreddin Hocanın türbesini biliyor musunuz? Cephesi duvarla örülüp kapısına kocaman bir kilit asılmıştır. Fakat üç tarafı tamamıyla açıktır.”
Fransızlar, Almanların Fransa’yı istila etmelerini önlemek için sınıra, o zamanlarda aşılması mümkün görülmeyen, Majino Hattı olarak adlandırılan bir savunma hattı yapmıştı.
İkinci Cihan Savaşı’nın başlaması ile birlikte 1939 yılında Alman ordusu, Majino hattını 12 saatte geçerek Paris’e girmişti.
Atatürk’ün bu konudaki görüşü doğrulanmıştı.
_________________________
Atatürk Mac Arthur ile olan bir görüşmesinde şöyle diyordu:
– “Versay Antlaşması I. Dünya Savaşı’na sebebiyet vermiş olan nedenlerden hiç birini halledemediği gibi, bilakis dünün başlıca rakiplerinin arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirmiştir. Zira galip devletler mağluplara sulh şartlarını zorla kabul ettirirlerken, bu memleketlerin Etnik, Jeopolitik ve İktisadi özelliklerini asla nazarı itibara (dikkate) almamışlar ve sadece intakam hisleri ile hareket etmişlerdir. Böylelikle bu gün içinde yaşadığımız sulh devresi sadece mütarekeden ibaret kalmıştır. Eğer siz Amerikalılar Avrupa işleri ile ilgilenmekten vazgeçmeyerek Wilson’un programını tatbik etmekte ısrar etseydiniz, bu mütareke devresi uzar ve bir gün devamlı bir sulha müncer olabilirdi, (barışa ulaşılabilirdi) Bence dün olduğu gibi, yarın da Avrupa’nın geleceği Almanya’nın alacağı vaziyete bağlı bulunacaktır. Fevkalade bir dinamizme sahip olan bu 70 milyonluk çalışkan ve disiplinli millet üstelik milli ihtiraslarını kamçılayabilecek siyasi akıma kendisini kaptırdı mı, er geç Versay antlaşmasının tasviyesine gidilecektir.”
Atatürk Almanya’nın İngiltere ve Rusya hariç olmak üzere bütün Avrupa Kıtasını işgal edebilecek bir orduyu kısa bir zamanda oluşturabileceğini, savaşın 1940-1946 yılları arasında başlayacağını ve sona ereceğini, Fransa’nın ise kuvvetli bir ordu yaratmak için lazım gelen nitelikleri artık kaybettiğini ve İngiltere’nin Adalarını savunmak için bundan sonra Fransa’ya güvenemeyeceğini önceden bildirmiştir.
O yıllarda Dünya’nın büyük devletleri olarak kabul edilen Amerika, İngiltere ve Fransa’daki yöneticiler I. Dünya Savaşı gibi bir savaşın asla olmayacağını iddia ediyorlardı. Atatürk ise bütün bunların aksine yeni bir dünya savaşının çıkacağını ve bu savaşı da Hitler’in başlatacağını söylüyordu.
-   “Savaşı o başlatacak, insanlığın başına bela olacak” diyordu.
1938 yılında hastalığının ilerlediği günlerde bile savaşın yakınlaştığını hissediyordu. Gerçi birçok tedbirler almıştı ama onun tek isteği Türkiye Cumhuriyeti’nin bu savaşın dışında kalmasıydı. Tıpkı İttihat ve Terakki Yöneticileri’ni I. Dünya Savaşı’na girmemeleri konusunda uyarması gibi… Onun bu isteğini vefatından sonra İsmet İnönü gerçekleştirmiştir.
Açıkça şöyle diyordu:
-   “Bu harp neticesinde dünyanın vaziyeti ve dengesi baş¬tanbaşa değişecektir. İşte bu devre esnasında doğru hareket etmesini bilmeyip en küçük bir hata yapmamız halinde, başımıza I. Dünya Savaşı’ndan sonra mütareke zamanında ne geldiyse, ondan daha ağırlarının geleceğini görüyorum.”
Savaşın çıkış tarihini net bir şeklide söylemiş olduğuna şahit olanların sayısı bir hayli fazladır.
Celal Bayar “Atatürk’ten Hatıralar” kitabında: “Azami üç seneye kadar dünyada bir savaş patlayacağına ve bunun tesirlerinin Türkiye’de yakından duyulacağına ilişkin olarak; Atatürk’e hükümet kanalından hiç bir bilgi verilmemiştir” derken, benim teorimi yani Atatürk’ün geleceği önceden görebildiğini teyid etmektedir.
Atatürk adeta tüm dünyanın geleceğini okuyordu. Örneğin İtalya için de şu görüşlere yer vermiştir:
-   “İtalya Mussolini idaresi altında şüphesiz büyük bir kalkınmaya ve inkişafa (gelişmeye) mazhar olmuştur. Eğer Mussolini müstakbel (gelecekteki) bir harpte İtalya’nın zahiri (görünen) heybet ve azametinden harp haricinde kalmak suretiyle yeterince yararlanabilirse, sulh masasında da başlıca rollerden birini oynayabilir. Fakat korkarım ki, İtalya’nın bu günkü şefi, Sezar rolünü oynamak hevesinden kendisini kurtaramayacaktır…”
 ________
13 Nisan 1934. Edremit’de Ordu Evinde verilen yemekte İtalya olayları, Mussoloni’nin Kara Gömleklileri konuşulurken Mussoloni için Atatürk şunları söylemiştir:
“Mussoloni bir maceraperesttir. Milletini bir uçuruma sürüklemektedir. Şunu hatırlatırım ki bir gün gelecek, Mussoloni’yi kendi milleti linç edecektir. Bu sözlerimi kehanetime mal etmeyiniz. Bunlar benim kendi görüşlerimdir.”
Yıl 1945. İkinci Dünya Savaşı son bulmuş; İtalya mağlup ülkeler arasındadır. Mussoloni metresiyle birlikte İtalya’dan İsviçre’ye kaçarken sınırda İtalyan gençleri tarafından yakalanır. Metresiyle birlikte öldürülür. Her ikisi de ayaklarından asılarak, sallandırılır.
_________________
Atatürk aynı zamanda Amerika’nın geçen savaşta olduğu gibi bu gelecekteki muhtemel savaşta da (II. Dünya Savaşında) tarafsız kalamayacağını ve Almanya’nın ancak Amerikan müdahalesiyle mağlup edilebileceğini de sözlerine ilave edip şöyle devam etmiştir:
- “Avrupalı devlet adamları başlıca anlaşmazlık konusu olan önemli siyasi meseleleri her türlü milli bencilliklerden uzak ve yalnız toplum yararına uygun olarak son bir gayret ve tam bir iyi niyetle ele almazlarsa, korkarım ki, felaketin önü alınamayacaktır. Zira Avrupa meselesi İngiltere, Fransa ve Almanya arasındaki anlaşmazlıklar problemi olmaktan artık çıkmıştır. Bu gün Avrupa’nın doğusunda bütün medeniyeti ve hatta bütün insanlığı tehdit eden yeni bir kuvvet belirmiştir. Bütün maddi ve manevi imkanlarını topyekûn bir şekilde ihtilali gayesi uğruna seferber eden bu korkunç kuvvet, üstelik Avrupalılar ve Amerikalılar’ca henüz malum olmayan yepyeni siyasi metodlar tatbik etmekte ve rakiplerinin en küçük hatalarında bile mükemmelen istifade etmesini bilmektedir. Rusya’nın yakın komşusu ve bu memleketle çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada cereyan eden olayları yakından takip ediyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan Doğu milletlerinin düşüncelerini mükemmelen istismar ederi, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinlerini tahrik etmesini bilen bolşevikler yalnız Avrupayı değil, Asyayı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almıştır.”

bpakman
« Son Düzenleme: 03 Temmuz 2012, 18:47:12 Gönderen: OKTAY1907 »
B İ L G İ   G Ü Ç T Ü R

Teknik İnsanlar Forumu

ATATÜRK Hakkında İlginç Bilgiler
« : 02 Temmuz 2012, 17:03:26 »

Rakipleriniz, siz 1 projeye teklif hazırlarken 10 projeye hazırlıyorlar.

Hem de sizin 10 da biri maliyetine.

Sebebini öğrendiniz, onlara yetişmeye niyetiniz varsa, hemen arayın.

mekanik tesisat metraj, keşif, yaklaşık maliyet yazılımı        AVANTAJLARI
  • En az 10 kalifiye personel almış kadar performans artışı sağlar. Alttaki videolardan görebileceğiniz üzere programın hızına aslında 100 adet personelle bile yetişmek imkansızdır. Örneğin: 20 km boru, 10 000 adet sprink metrajını, mahal cetveli dahil olarak 5 dakikada çıkarmak gibi.
  • 1 kalifiye personel maliyeti aylık 5 000 TL civarında olduğu düşünülürse, 10 adet personel maliyeti aylık 50 000 TL olmaktadır. Bu yüzden program ücreti önemsenmeyecek kadar azdır, zaten kendisini 1-2 saatte amorti etmektedir.
  • Hızlı ve hatasız şekilde metraj ve keşif çıkartır.
  • Vakit yetmediği için gelen işleri kaçırma problemini ortadan kaldırır.
  • Ayda 1-2 olan teklif verme adedini 20-30 lu rakamlara çıkartır. Bu sayede iş alma olasılığınız en az 10 kat artar.
  • Rakipleriniz programımızı kullanıyorlar ve bu saydığımız bütün avantajlara sahipler ve sizin rakiplerinizle mevcut metotlarla rekabet edebilmeniz mümkün değildir. Ancak programımızı kullanarak onlarla eşit şartlarda rekabet edebilirsiniz.
  • Personelin çalışma şevkini arttırır. Uykusuz, gece-gündüz iş yetiştirebilmek için sürekli yoğun tempoda çalışmaktan bıkmış, bunalmış personelin verimi düşer, hata yapma ihtimali artar. Programımızla metraj çıkarmak eğlence haline gelir, personel verimi ve motivasyonu sürekli üst seviyede tutulur.

 


Çevrimdışı erkut117

  • Üye
  • **
  • İleti: 19
  • Rep Puanı: 1
    • Profili Görüntüle
Ynt: ATATÜRK Hakkında İlginç Bilgiler
« Yanıtla #1 : 04 Temmuz 2019, 14:54:22 »
Ülkemizin başına gelen en iyi şey sensin ATAM.

Teknik İnsanlar Forumu

Ynt: ATATÜRK Hakkında İlginç Bilgiler
« Yanıtla #1 : 04 Temmuz 2019, 14:54:22 »

 

TEK TUŞLA RADYATÖR VE FAN-COİL METRAJI

 


 

Rakipleriniz, siz 1 projeye teklif hazırlarken 10 projeye hazırlıyorlar.

Hem de sizin 10 da biri maliyetine.

Sebebini öğrendiniz, onlara yetişmeye niyetiniz varsa, hemen arayın.

mekanik tesisat metraj, keşif, yaklaşık maliyet yazılımı        AVANTAJLARI
  • En az 10 kalifiye personel almış kadar performans artışı sağlar. Alttaki videolardan görebileceğiniz üzere programın hızına aslında 100 adet personelle bile yetişmek imkansızdır. Örneğin: 20 km boru, 10 000 adet sprink metrajını, mahal cetveli dahil olarak 5 dakikada çıkarmak gibi.
  • 1 kalifiye personel maliyeti aylık 5 000 TL civarında olduğu düşünülürse, 10 adet personel maliyeti aylık 50 000 TL olmaktadır. Bu yüzden program ücreti önemsenmeyecek kadar azdır, zaten kendisini 1-2 saatte amorti etmektedir.
  • Hızlı ve hatasız şekilde metraj ve keşif çıkartır.
  • Vakit yetmediği için gelen işleri kaçırma problemini ortadan kaldırır.
  • Ayda 1-2 olan teklif verme adedini 20-30 lu rakamlara çıkartır. Bu sayede iş alma olasılığınız en az 10 kat artar.
  • Rakipleriniz programımızı kullanıyorlar ve bu saydığımız bütün avantajlara sahipler ve sizin rakiplerinizle mevcut metotlarla rekabet edebilmeniz mümkün değildir. Ancak programımızı kullanarak onlarla eşit şartlarda rekabet edebilirsiniz.
  • Personelin çalışma şevkini arttırır. Uykusuz, gece-gündüz iş yetiştirebilmek için sürekli yoğun tempoda çalışmaktan bıkmış, bunalmış personelin verimi düşer, hata yapma ihtimali artar. Programımızla metraj çıkarmak eğlence haline gelir, personel verimi ve motivasyonu sürekli üst seviyede tutulur.